45,5824$% 0.13
53,1289€% 0.23
61,2334£% 0.82
6.681,86%0,57
4.558,14%0,41
14.029,54%-2,35
15 Temmuz 2025 Salı
Her enkazın altında sadece bir can değil, aynı zamanda bir umut yatar. Umay Arama Kurtarma Derneği, bu umudu diri tutmak, daha fazla hayat kurtarmak ve profesyonel müdahale kapasitesini artırmak adına çok önemli bir eşiği geçti: Akreditasyon eğitimini başarıyla tamamladı.
Günümüzde arama kurtarma faaliyetleri, sadece bir gönüllülük meselesi değil; teknik bilgi, disiplinli çalışma ve çok yönlü eğitimlerle desteklenmesi gereken profesyonel bir süreçtir. Umay Arama Kurtarma ekibi, aldığı bu eğitimle artık afet anında daha donanımlı, daha sistematik ve daha etkili bir biçimde müdahale edebilecek yetkinliğe ulaştı.
Eğitimde Neler Öğrendik?
Bu süreçte, bir arama kurtarma operasyonunun temel taşlarını oluşturan birçok başlık üzerinde hem teorik hem uygulamalı eğitimler alındı.
Bu eğitim süreci yalnızca bireysel yetkinlikleri değil, ekip çapında koordinasyonu da güçlendirdi. Şu ana kadar 255 kişiyi kapsayan eğitim sürecimizin 2. ayağını tamamladık. Önümüzde tamamlamamız gereken iki aşamalı eğitim daha var. Her biri, bizi daha hazır, daha organize ve daha etkili kılacak.
Birlikte Öğrenmek, Birlikte Güçlenmek
Bu eğitim sadece teknik bilgi kazandırmadı. Aynı zamanda bir ekibin nasıl nefes aldığını, kriz anında nasıl dayanışma gösterdiğini, liderlik ve takipçilik rollerinin nasıl değiştiğini hep birlikte deneyimledik.
En zorlu anlarda bile bir arkadaşımızın bakışı, bir diğerinin “hadi” demesiyle yeniden ayağa kalktık. Afet anlarında sadece kas gücü değil; moral, empati ve soğukkanlılık da hayat kurtarır.
Her gün yeniden fark ettik ki; bir hayatı kurtarmak için önce birlikte hareket etmeyi öğrenmek gerekiyor.
Ve en önemlisi:
“Hazırlıklı olmak, hayat kurtarır.”
Çünkü afet geldiğinde değil, gelmeden önce yapılması gerekenler vardır. İşte biz bu bilinçle çalıştık, öğrendik ve şimdi daha hazırız.
Umay Arama Kurtarma ekibi olarak, bu eğitimle kazandığımız yetkinliğin sahada ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz. Her bir birey, sadece birer gönüllü değil; artık eğitimli, akredite birer kurtarıcıdır.
Aldığımız her eğitim, sadece bir bilgi değil; bir cana uzanan el, bir annenin gözyaşına umut, bir çocuğun ikinci hayatıdır. Bu bilinçle, artık afet sahasına çıktığımızda ne yapacağımızı bilen, eğitimli ve koordineli bir ekip olarak hareket edeceğiz.
Akreditasyon belgesi sadece bir kâğıt değil. O, sorumluluğun, çabanın ve inancın belgesidir. Biz bu belgeyle birlikte, “Hazırız” demenin hakkını verdik.
Ulusal Hazırlık İçin Adım Adım İlerliyoruz
Eğitim alanlarımız sadece birkaç şehirle sınırlı değil. Umay Arama Kurtarma Derneği olarak bugün 28 ilde, 10 binden fazla gönüllümüzle birlikte afetlere karşı ulusal ölçekte daha güçlü ve hazırlıklıyız.
Bartın çalıştayı ile birlikte il temsilcilerimizin de eğitim süreçlerini dört aşamalı bir plana bağladık. Böylece her ilde, sahaya çıkmaya hazır, bilinçli ve eğitimli yerel ekipler yetiştiriyoruz.
Toplum Olarak Sorumluyuz
Ama bu yol bitmedi. Afetlere hazırlık bir defalık değil, sürekli gelişen bir süreçtir. Bu yüzden hem mevcut gönüllülerimizin gelişimi, hem de yeni katılacak bireylerin donanımı için eğitimlerimizi planlı ve sürdürülebilir biçimde yürütüyoruz.
Her il temsilcimizin kendi bölgesinde aynı standartlarla eğitim verebilecek donanıma sahip olması, afetlere ulusal bir hazırlık modeli oluşturma hedefimizin temel taşlarından biridir.
Belediyeler, özel sektör ve vatandaşlar olarak afetlere hazırlıkta hepimizin rolü var. Gönüllü eğitimlerine katılmak, afet çantası hazırlamak, tatbikatlara destek vermek – küçük gibi görünen adımlar, büyük hayatlara dönüşür.
Bugün biz hazırız.
Yarın o enkazın başında bir canın kurtuluşu için beklerken, sizin desteğinize, dualarınıza, dayanışmanıza ihtiyacımız olacak.
Çünkü:
Afet anında değil, afetten önce başlar hayat kurtarmak.
Geçtiğimiz günlerde, Tekirdağ’ın Kapaklı Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) kimyasal malzemelerin depolandığı bir alanda alevler yükseldi. Siyah dumanlar gökyüzünü kaplarken, itfaiye ekipleri saatlerce mücadele etti. Bugün, Velimeşe Avrupa Serbest Bölgesi’nde mangal jeli üreten bir fabrikada çıkan yangın, hepimizi yeniden alarma geçirdi. Sadece bir ay önce ise Veliköy OSB’de Özpar Kauçuk Kalıp Fabrikası’nda patlamalarla büyüyen bir yangın, çevreyi tehdit etmişti. Bu olaylar, artık birer “kaza” olmaktan çıktı; çevremizi, sağlığımızı ve geleceğimizi riske atan modern çağın afetleri haline geldi. “Afetin Anatomisi” köşemizde, kimya ve endüstriyel fabrikalardaki yangınların neden bir afet olarak görülmesi gerektiğini ve bu felaketlerle nasıl mücadele edebileceğimizi masaya yatırıyoruz.
YANGINLARIN BİLİMSEL YÜZÜ
Bu yangınlar neden bu kadar sık ve yıkıcı? Cevap, fabrikalarda kullanılan malzemelerin doğasında ve güvenlik açıklarında yatıyor. Kapaklı OSB’deki yangın, kimyasal maddelerin depolandığı alanda çıktı; bu tür maddeler (solventler, gazlar, yanıcı sıvılar) küçük bir kıvılcımla bile hızla alev alabilir. Velimeşe’deki mangal jeli fabrikasında ise alkol bazlı yanıcı maddeler, yangının kontrolünü zorlaştırdı. Veliköy’deki kauçuk fabrikasında ise kauçuk tozu ve kimyasal depolama alanları, patlamalarla yangını büyüttü. Ahşap tozu veya kimyasal buharlar gibi maddeler, havada asılı kaldığında patlayıcı bir karışım oluşturabilir. Örneğin, 2019’da Tuzla’daki bir kimya fabrikası yangını, benzer nedenlerle çevreye zehirli dumanlar yaymıştı.
Bu yangınların etkileri fabrika duvarlarıyla sınırlı kalmıyor. Kapaklı ve Velimeşe’deki yangınlarda yayılan dumanlar, hava kirliliğini artırarak solunum yolu hastalıklarını tetikleyebilir ve uzun vadede kanserojen riskler taşıyabilir. Veliköy’deki yangında ise siyah dumanlar, çevre ilçelerden bile görüldü. Kimyasal yangınlar, toprağa ve suya sızan maddelerle çevresel felaketlere yol açarken, ekonomik kayıplar milyonlarca lirayı buluyor. Bilimsel açıdan, bu yangınlar sadece bir iş kazası değil; toplum sağlığını ve ekosistemi tehdit eden birer afet.
AFET BOYUTU VE TOPLUMSAL ETKİLER
Türkiye Afet Bilgi Sistemi (TABB) verilerine göre, 1990-2018 arasında endüstriyel kazalar da dahil 27.049 afet yaşandı ve 27.119 can kaybı oldu. Fabrika yangınları, bu istatistiklerde “endüstriyel afet” olarak yer alıyor, ancak etkileri deprem veya sel gibi doğal afetlerden farksız. 2022’de Türkiye’de fabrika yangınları bir önceki yıla göre %49 artarak 587’ye ulaştı. Tekirdağ, OSB’lerin yoğun olduğu bir bölge olarak bu riskin merkezinde. Kapaklı, Velimeşe ve Veliköy’deki son yangınlar, bu artışın canlı örnekleri.
Bu yangınlar, can kayıplarına, çevre tahribatına ve ekonomik zarara yol açıyor. Veliköy’deki yangında üç ayrı depoya sıçrayan alevler, itfaiye ve AFAD ekiplerini saatlerce uğraştırdı. İstanbul ve Tekirdağ gibi sanayi bölgelerinde, yerleşim yerlerine yakın fabrikalar bu riski daha da büyütüyor. Bir yangın, binlerce insanın sağlığını ve güvenliğini tehdit edebilir. Bu, sadece fabrika sahiplerinin değil, hepimizin sorunu.
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ VE ÇAĞRI
Bu afetlerle mücadele için ne yapmalıyız? İlk adım, denetimlerin sıkılaştırılması. Yangın söndürme sistemlerinin düzenli bakımı, yanıcı maddelerin güvenli depolanması ve çalışanların iş güvenliği eğitimi alması şart. Veliköy’deki gibi olaylarda, OSB’lerdeki itfaiye teşkilatlarının eksikliği müdahaleyi zorlaştırabiliyor; bu nedenle OSB’lere özel acil durum ekipleri kurulmalı. Türk Ytong’un yöneticisi Tolga Ögen’in önerdiği gibi, yanmaz malzemelerle inşa edilen yapılar yangın riskini azaltabilir. Ayrıca, AFAD’ın vurguladığı üzere, her fabrikada yangın söndürme cihazları ve güncel tahliye planları hazır olmalı.
Birey olarak bizler de sessiz kalamayız. Çevremizdeki fabrikaların güvenlik adımlarını sorgulamalı, yerel yönetimlere ve yetkililere baskı yapmalıyız. Kapaklı, Velimeşe ve Veliköy’deki yangınlar, alevlerin gölgesinde bıraktığımız birer uyarı. Bu dumanlar, sadece gökyüzünü karartmıyor; sağlığımızı ve geleceğimizi tehdit ediyor.
Unutmayalım:
Güvenli bir yarın, ancak ortak çabalarımızla mümkün.
Her gün binlerce aracın geçtiği otoyollar, modern yaşamın zorunlu damarları haline geldi. Ancak bu yollar, bazen bir felakete dönüşebiliyor. Dün akşam Çerkezköy’den İstanbul’a doğru yola çıktığımızda sıradan bir günün, sıra dışı bir travmaya dönüşebileceğini bilmiyorduk.
Dün akşam bayram arefesi sayıldığı için İstanbuldan dönüş yolu sıkışıktı ve Çerkezköy gişelerini geçtikten birkaç dakika sonra ters istikamette bir kaza olmuştu. Sağlık ve güvenlik ekipleri olay yerine ulaşmış, trafik durmuştu. Önümüzdeki araçlar yavaşladığı için biz de tedbir amaçlı hızımızı düşürdük. Tam o sırada, “gümmm” diye bir ses… Aracımız sarsıldı, önümüze parçalar savruldu.
Ne olduğunu anlamaya çalışırken arkadaşım aracı hemen emniyet şeridine çekip yardıma koştu. Ben de şokla dışarı çıktığımda birkaç metre geride, parçalanmış bir motosiklet, kanlar içinde bir adam ve yere dökülmüş benzin vardı. Arkadaşım elleri kan içinde geri geliyordu. Arkadaşımın gördüğü ve sonradan öğrendiğimize göre; motorsikletli biri, yüksek hızla gelmiş, arkamızdaki aracı geçip bizim aracımıza sağ arkadan çarpmıştı. Çarpmanın etkisiyle defalarca havada savrulmuş, bariyerlere çarpmış ve kaskı başında olmasına rağmen başı defalarca sekmiş.
Sağlık ekipleri hemen müdahale etti. Kaburgasında, bacağında kırıklar vardı. Başından da yaralanmıştı. Aracımızın arkası pert hale geldi. Lastiklerimiz zarar gördü, yol yardımı çağırmak zorunda kaldık. İfade vermek üzere karakola gittik. Neyse ki yaşıyorduk. Neyse ki o motorsikletli hala nefes alıyordu.
Ama bu sadece bir “kaza” mıydı?
Hayır. Bu bir afetin sessiz haliydi. Her gün trafik kazalarında onlarca insan ölüyor, yüzlercesi yaralanıyor. Hız, dikkatsizlik, eğitim eksikliği, sorumsuzluk… Bunların her biri, bu çağın görünmeyen afetleri. Her gün sokaklarda, otoyollarda bir “mikro afet” yaşanıyor. Fakat depremler, seller ya da yangınlar kadar dikkat çekmiyor.
Afet dediğimiz şey yalnızca doğadan gelen bir yıkım değildir. İnsan eliyle hazırlanan felaketler de en az doğa kadar tahripkâr olabilir. Motosikletlinin yaptığı tek şey hız limitini umursamamak, belki bir an önce varmak istemekti. Ama bu küçük tercih, zincirleme bir felaketi tetikledi.
Biz o gün şanslıydık. Hayattayız. Ama belki başka bir gün, başka biri bu kadar şanslı olmayacak.
Bu yüzden afetlere hazırlıklı olmak sadece deprem çantasıyla olmaz. Eğitimle, farkındalıkla, trafik kurallarına uymakla, empatiyle olur. Her birey, trafikte kendi potansiyel afetini taşır. Onu tetikleyip tetiklememek ise bizim elimizde.
Depremler her zaman sürpriz yapar; ne zaman, nerede olacağını bilemeyiz. Ama bildiğimiz bir şey var: Hazırlıklı olmak, hayat kurtarır. İşte bu hazırlığın en somut ve en önemli parçalarından biri de “deprem çantasıdır.”
Deprem Çantası Nedir, Neden Gerekli?
Deprem sonrasında ilk 72 saat hayati öneme sahiptir. Bu süre içinde arama-kurtarma çalışmaları devam ederken, birçok kişi yardıma ulaşmakta zorlanabilir. Su, yiyecek, ışık, ilaç gibi temel ihtiyaçlara ulaşamamak, hayatta kalma mücadelesini zorlaştırır.
İşte deprem çantası, bu kritik sürede sizi ve sevdiklerinizi hayatta tutmak için hazırlanır.
Deprem Çantasında Neler Olmalı?
1. Temel Yaşam Malzemeleri:
2. Kişisel İhtiyaçlar:
3. Ekstra Malzemeler:
Çantanızı Kişiselleştirin
Her ailenin ihtiyacı farklıdır. Bebekli ailelerde mama ve bez, yaşlı bireyler için özel ilaçlar eklenmelidir. Evcil hayvanınız varsa onun için mama ve su da unutulmamalı.
Çanta Hazır Ama Ulaşılabilir mi?
Deprem çantası hazırsa işin yarısı tamam. Diğer yarısı, çantanın doğru yerde olmasıdır.
Kapı yanında, kolayca erişebileceğiniz bir noktada olmalı. Birden fazla çanta hazırlayıp, biri evde biri arabada olacak şekilde dağıtabilirsiniz.
Sonuç: Hazırlık Bir Çantayla Başlar
Deprem çantası, sadece bir eşya değil, bir bilinç göstergesidir. Bu çantayı hazırlamak, sadece kendimizi değil, çevremizdekileri de korumak anlamına gelir.
Unutmayın, deprem olduğunda değil, olmadan önce hazırlıklı olmalıyız.

Geride bıraktığımız hafta sonu, hayati bir prova gerçekleştirildi. Umay Arama Kurtarma, SAR, Kapaklı AKOM, Bayrampaşa Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü ve Kapaklı TRAC ekiplerinin katılımıyla üç günlük kapsamlı bir arama kurtarma tatbikatı düzenlendi. Sıradan bir eğitimden çok daha fazlası olan bu organizasyon, afetlere karşı hazırlığın ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Tatbikatta su altı arama kurtarma, köpekli arama, gece arama, GPS ile yön bulma, koordinasyon-görevlendirme, ipli sistemlerle iniş-çıkış ve sedye ile tahliye gibi birçok farklı senaryo başarıyla uygulandı. Her biri, gerçek bir afet durumunda saniyelerin bile ne kadar kıymetli olduğunu, ekiplerin birlikte uyum içinde çalışmasının ise hayat kurtardığını gösterdi.
***
Bu tür tatbikatlar, sadece sahadaki bilgiyi tazelemekle kalmaz; aynı zamanda ekiplerarası iletişim, dayanışma ve koordinasyon becerilerini de pekiştirir. Çünkü afet anında hangi ekip neyi yapacak, hangi malzeme nerede kullanılacak, kimin komutuyla hareket edilecek gibi detaylar kağıt üstünde değil, sahada öğrenilir. Eğitim boyunca dikkatimizi çeken en önemli konulardan biri de ekipman eksikliğiydi. Özveriyle çalışan sivil toplum kuruluşları, hayat kurtarmak için gönüllü mücadele verirken çoğu zaman temel ekipmanlara bile ulaşmakta zorlanıyor. İşin acı tarafı şu ki, bazı kurumların eğlence ve etkinliklere milyonlar ayırırken, afetlere hazırlık için STK’lara destek vermemesi büyük bir çelişki değil mi? Hayat kurtaran malzemeler lüks değil, ihtiyaçtır. Bu ihtiyacı görmezden gelmek, potansiyel felaketlere göz yummaktır.
***
Toplum olarak da bu konuda farkındalığımızı artırmalı, arama kurtarma faaliyetlerine daha fazla destek olmalıyız. Çünkü afet geldiğinde, ilk 72 saat içinde atılan her doğru adım hayatla ölüm arasındaki farkı belirleyebilir. İşte bu nedenle yapılan bu tatbikat, sadece bir alıştırma değil; geleceğe yapılan bir yatırımdır. Gönüllülerin emeği, sahadaki özverileri, gece gündüz demeden gösterdikleri gayret, bizlere güven veriyor. Ancak onların sırtına sadece sorumluluk değil, destek de yüklememiz gerekiyor. Sonuç olarak; üç günlük bu eğitim, hem teknik açıdan hem de toplumsal mesajlarıyla son derece faydalı ve öğreticiydi. Umarız ki bu tür faaliyetler yaygınlaşır, daha çok insan bilinçlenir, daha çok kurum destek olur. Unutmayalım: Afetler değil, hazırlıksızlık öldürür.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz. chicago-heating-repair.com bonus verabetgiris.co verabettgiris.com