49,4840$%0,10
55,6436€%0,12
66,0003£%0,39
6.633,21%-0,03
4.165,85%-0,13
%
05 Ekim 2026 Pazartesi
Ne zaman Milli Takım’da oyunsal, skorsal ve kalecisel sorunlar yaşanmaya başladı, o zaman Berke Özer hatırlandı…
Hatırlandığı ve bilindiği üzere, iki sene önce Bulgaristan maçı dönüşü Berke ile Milli Takım arasında ipler kopmuştu.
Peki, spor kamuoyu o tarihlerde, o dönemlerde neredeydi?
İki sene önce henüz 24 yaşında, hataya müsait genç yaşında böyle bir durumla karşı karşıya kalmış genç bir kaleciden bahsediyoruz. Kaç kişi çıktı Berke’yi korudu, savundu veya Berke’yi arayıp haklı ya da haksız olduğunu söyledi, ne yapması gerektiğini anlattı?
Görünüşe göre cevap basit: Kimse!
Eğer çok bilmiş büyüklerimiz işe el atmış olsaydı, bunların hiçbiri yaşanmayacaktı!
Ne yaptı bu çocuk? Maç mı sattı? Şike mi yaptı? Takım arkadaşını mı yaraladı? Öldürdü? Ne yaptı da olay büyüdü, magazinlerden düşmedi?
Bu ülke daha nelerini gördü!
Gencecik, futbolun baharında bir çocuktan bahsediyoruz…
Şimdi spor yorumcuları ve spor kamuoyu, işler kötü gitmeye başlayınca, “Berke çık, özür dile, seni affetsinler. Milli Takım’ın sana ihtiyacı var. Al eldivenleri, geç kaleye.” cümlelerini kurmaya başladı.
İki yıl önce neredeydiniz çok bilmişler?
Evet, şu an formda, çakı gibi bir kaleci Berke ve sadece iki yıl geçti!
Berke iki yıl önce de bu durumdaydı. Ama işte “ama”sı önemli…
O dönem Milli Takım teknik direktörünü ve spor kamuoyunu meşgul eden, gündemden düşmeyen kaleciler vardı.
Peki, şimdi ne değişti?
Berke çıkıp özür dileyecek, her şey bitecek mi?
Ayrıca takip ettiyseniz, geçtiğimiz hafta forvet konusu için spor kamuoyunun baskısı ve ülke gündemini meşgul eden Kemal Rüzgar konusu yaşandı.
Sevgili, sayın büyük hocamız Montella, Kemal Rüzgar için “31 yaşında ve alt liglerde oynuyor, yeri Milli Takım değil” dedi!
Peki, sevgili, sayın büyük hocamız Montella’ya sormak istiyorum:
31 yaşında Okan Koçuk’un Milli Takım’da ne işi var?
Konu üçüncü kaleciyse eğer, İrfan Can Eğribayat ne için bekliyor? Doğan Alemdar ne için bekliyor?
Madem ki 31 yaşında alternatif oyuncuları değerlendirmiyoruz, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu diye sormazlar mı adama?
Artık yüzün biraz kızarsın hocam, lütfen!
Uluslar Ligi’nde çok zorlu bir grupta, birbirinden zorlu maçlar öncesi böyle bir kadro seçimi akıl alır gibi değil! “Perşembe geleceği çarşamba belli olurmuş” diye boşuna dememişler…
Millî takım kadrosu yapılırken neler dikkate alınıyor? Güncel performans mı? Hangi büyük takımda oynadığı mı? Oynadığı takımlarda ne kadar süre bulduğu mı? Futbolcunun popülerliği mi? Oynadığı takımın kulis gücü mü? Veya kadroyu Vincenzo Montella değil de birileri mi yapıyor?
Tüm soruların cevaplarını düşününce, ligin formda kenar oyuncusu İlhan Fakılı’nın Ümit Millî Takım’a gönderilmesi, son iki sezondur ortalıkta gözükmeyen Kerem Aktürkoğlu’nun kadroda yerini koruması!
Hakan Çalhanoğlu iyileşmiş olsaydı, Salih Özcan yine de oynatılacak mıydı?
Sezonun formda stoperi Emirhan’ın kadro dışı kalıp kaç sezondur ne oynadığını unuttuğumuz Samet Akaydın’ın kadroda yerini koruması!
Son dört beş senesini var mı, yok mu; oynanıyor mu, oynanmıyor mu belli olmayan bir şekilde Suudi Arabistan’da geçiren Merih… Dünya Kupası’ndan bu yana lige de kötü başlayan Abdülkerim ısrarı devam ediyor.
Bir millî takım ancak bu kadar kötü yönetilir! Ahbap çavuş ilişkisine dönmüş tercihler ve yüzü bile kızarmayan hoca!
Ulusal basınımız şu an yerli bir hocayla çalışılıyor olsa ve bugünler yaşanıyor olsaydı, bu kadar sessiz kalır mıydı acaba?
Tüm bu sorunlar devam ederken bundan sonrası için de böyle devam edecek gibi gözüküyor. Ne gibi önlemler alınacak? Hoca ısrarla takımın başında durmaya devam edecek mi? Kadro planlamasında radikal ve hakkaniyetli kararlar alınmaya başlanacak mı?
Bu soruların cevaplarını duymak, dinlemek, sormak ve cevabını almak ülkemizin her ferdinin hakkı diye düşünüyorum.