46,9877$% 0.18
53,7036€% -0.06
63,0324£% 0.05
6.197,95%-0,33
4.101,23%-0,54
14.329,61%1,59
Geçtiğimiz günlerde, Tekirdağ’ın Kapaklı Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) kimyasal malzemelerin depolandığı bir alanda alevler yükseldi. Siyah dumanlar gökyüzünü kaplarken, itfaiye ekipleri saatlerce mücadele etti. Bugün, Velimeşe Avrupa Serbest Bölgesi’nde mangal jeli üreten bir fabrikada çıkan yangın, hepimizi yeniden alarma geçirdi. Sadece bir ay önce ise Veliköy OSB’de Özpar Kauçuk Kalıp Fabrikası’nda patlamalarla büyüyen bir yangın, çevreyi tehdit etmişti. Bu olaylar, artık birer “kaza” olmaktan çıktı; çevremizi, sağlığımızı ve geleceğimizi riske atan modern çağın afetleri haline geldi. “Afetin Anatomisi” köşemizde, kimya ve endüstriyel fabrikalardaki yangınların neden bir afet olarak görülmesi gerektiğini ve bu felaketlerle nasıl mücadele edebileceğimizi masaya yatırıyoruz.
YANGINLARIN BİLİMSEL YÜZÜ
Bu yangınlar neden bu kadar sık ve yıkıcı? Cevap, fabrikalarda kullanılan malzemelerin doğasında ve güvenlik açıklarında yatıyor. Kapaklı OSB’deki yangın, kimyasal maddelerin depolandığı alanda çıktı; bu tür maddeler (solventler, gazlar, yanıcı sıvılar) küçük bir kıvılcımla bile hızla alev alabilir. Velimeşe’deki mangal jeli fabrikasında ise alkol bazlı yanıcı maddeler, yangının kontrolünü zorlaştırdı. Veliköy’deki kauçuk fabrikasında ise kauçuk tozu ve kimyasal depolama alanları, patlamalarla yangını büyüttü. Ahşap tozu veya kimyasal buharlar gibi maddeler, havada asılı kaldığında patlayıcı bir karışım oluşturabilir. Örneğin, 2019’da Tuzla’daki bir kimya fabrikası yangını, benzer nedenlerle çevreye zehirli dumanlar yaymıştı.
Bu yangınların etkileri fabrika duvarlarıyla sınırlı kalmıyor. Kapaklı ve Velimeşe’deki yangınlarda yayılan dumanlar, hava kirliliğini artırarak solunum yolu hastalıklarını tetikleyebilir ve uzun vadede kanserojen riskler taşıyabilir. Veliköy’deki yangında ise siyah dumanlar, çevre ilçelerden bile görüldü. Kimyasal yangınlar, toprağa ve suya sızan maddelerle çevresel felaketlere yol açarken, ekonomik kayıplar milyonlarca lirayı buluyor. Bilimsel açıdan, bu yangınlar sadece bir iş kazası değil; toplum sağlığını ve ekosistemi tehdit eden birer afet.
AFET BOYUTU VE TOPLUMSAL ETKİLER
Türkiye Afet Bilgi Sistemi (TABB) verilerine göre, 1990-2018 arasında endüstriyel kazalar da dahil 27.049 afet yaşandı ve 27.119 can kaybı oldu. Fabrika yangınları, bu istatistiklerde “endüstriyel afet” olarak yer alıyor, ancak etkileri deprem veya sel gibi doğal afetlerden farksız. 2022’de Türkiye’de fabrika yangınları bir önceki yıla göre %49 artarak 587’ye ulaştı. Tekirdağ, OSB’lerin yoğun olduğu bir bölge olarak bu riskin merkezinde. Kapaklı, Velimeşe ve Veliköy’deki son yangınlar, bu artışın canlı örnekleri.
Bu yangınlar, can kayıplarına, çevre tahribatına ve ekonomik zarara yol açıyor. Veliköy’deki yangında üç ayrı depoya sıçrayan alevler, itfaiye ve AFAD ekiplerini saatlerce uğraştırdı. İstanbul ve Tekirdağ gibi sanayi bölgelerinde, yerleşim yerlerine yakın fabrikalar bu riski daha da büyütüyor. Bir yangın, binlerce insanın sağlığını ve güvenliğini tehdit edebilir. Bu, sadece fabrika sahiplerinin değil, hepimizin sorunu.
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ VE ÇAĞRI
Bu afetlerle mücadele için ne yapmalıyız? İlk adım, denetimlerin sıkılaştırılması. Yangın söndürme sistemlerinin düzenli bakımı, yanıcı maddelerin güvenli depolanması ve çalışanların iş güvenliği eğitimi alması şart. Veliköy’deki gibi olaylarda, OSB’lerdeki itfaiye teşkilatlarının eksikliği müdahaleyi zorlaştırabiliyor; bu nedenle OSB’lere özel acil durum ekipleri kurulmalı. Türk Ytong’un yöneticisi Tolga Ögen’in önerdiği gibi, yanmaz malzemelerle inşa edilen yapılar yangın riskini azaltabilir. Ayrıca, AFAD’ın vurguladığı üzere, her fabrikada yangın söndürme cihazları ve güncel tahliye planları hazır olmalı.
Birey olarak bizler de sessiz kalamayız. Çevremizdeki fabrikaların güvenlik adımlarını sorgulamalı, yerel yönetimlere ve yetkililere baskı yapmalıyız. Kapaklı, Velimeşe ve Veliköy’deki yangınlar, alevlerin gölgesinde bıraktığımız birer uyarı. Bu dumanlar, sadece gökyüzünü karartmıyor; sağlığımızı ve geleceğimizi tehdit ediyor.
Unutmayalım:
Güvenli bir yarın, ancak ortak çabalarımızla mümkün.
HAKKIYLA ŞAMPİYON