45,5873$% 0
53,1472€% -0.03
61,2567£% -0.03
6.661,45%-0,44
4.551,15%-0,32
14.029,54%-2,35
Sevgili okurlarım;
Geçen yazımızda Sabri abi ile sizlere nasıl tanıştığımızı ve fırsat buldukça her hafta ziyarete geleceğimden bahsetmiştik.
***
Birazcık rahatsızım; yine de söz verdiğim gibi Sabri abiye hafta sonları ziyaretlerinde
bulunacağımızı buradan sizlere iletmiştik. Günlerden cumartesi idi ben yine hazırlanıp huzurevinin yolunu tutmuştum. Sabri abi ile daha nice günler konuşacağımız konular vardı. Her ziyarette olduğu bugün de bina kapı girişinde rutin kontroller yapıldıktan sonra; Sabri abinin olduğu kata çıkmıştım. Bu saatlerde genellikle büyük salonda oturduklarından direkt salona geçtim. İçeride bulunan diğer yaşlı amca ve ninelere hal ve hatırlarını sorduktan sonra Sabri abinin Her zamanki gibi beklediği; caddeye bakan cam kenarına yöneldim. Fakat Sabri abi orada yoktu. Bir müddet duraksadım odayı bir hüzün kapladı. Panikledim bir an aklıma acaba düşündüğüm gibi mi! Söylenmeden edemedim. Kendimi oradan hızla dışarı atıp müdür beyin odasına doğru yöneldim; telaşlı bir şekilde kapısını tıklatıp daha geliniz kelimesini duymadan odaya daldım. Müdür Bey’i hüzünlü halde görünce; Sabri abiye bir şey mi oldu?
***
Müdür Bey de beni teselli ederek ‘Üzülme biraz rahatsızlandı. İki gün önce hastaneye
Götürdük, şimdi ise huzurevi revirinde müşahede altında. Durumu iyi. Hastalandığı esnada bile sizi sayıkladı’ Geldiğinde beni yerimde bulamaz ise üzülür. Çünkü kendisine her zaman geldiğinde beni ilk tanıştığımız yerde bulabileceğine dair Kendisine söz vermiştim dedi. Müdür bey bana eşlik ederek Sabri abinin istirahat ettiği revire doğru ilerledik. Yattığı bölüme girer girmez, hasta yatağından beni görür görmez, o hasta haliyle doğrulmaya çalıştığını fark ettim. Şu nazikliğe, ince düşünceye, kibarlığa bakar mısınız? Hastayken bile misafirini ayakta karşılamak arzusu, beni bir kez daha hayretler içerisinde bırakmıştı. Revir doktorundan durumu hakkında bilgiler aldıktan sonra kendisiyle biraz zaman geçirmemizde bir sakınca olup olmadığını sordum. Doktor bey de görülen o ki sizi
gördüğünde daha da iyi olacağına eminim dedi. Müdür bey ve doktor bey bizi Sabri abi ile vakit geçirmemiz için yalnız bıraktı. Aslında Sabri abi ile konuşacağımız daha çok, nice konular vardı diye kendi kendime düşünürken ‘Evlat’ dedi.
***
Biz eski toprağız; Allah’ın izniyle hiçbir şey olmamış gibi birkaç güne iyileşirim, seninle
dünü bugünü, yarını daha çok istişare edeceğiz dedi ve ekledi. En büyük eksikliğimiz güven; insanlar artık eskisi kadar birbirine güveni iyice yitirmiş durumda. Zaman içinde iyiden iyiye güvensizlik ortamı oluşmaya başlamış; Bu nedenle kaybolan o güvenin yeniden tesis edilmesi için çok uğraşı gerekmektedir. Karşılıklı güven eksikliği ahlaki çöküntüyü de beraberinde getirmektedir. İnsanoğlu merdivenin bir üst basamağına çıkmak için dost arkadaş yakın çevre ayırt etmeksizin menfaati ve çıkarı uğruna işine yaradığı kadar faydalanma hevesine düşmüştür. Bu durumda kişiler arası güvensizlik ortamı iyiden iyiye kendini gün yüzüne çıkarmaktadır. artık izler o kadar birbirine karışmış ki ayırt etmek hak getire;
***
Doğru tektir. İnsanlar ortak paydada birleşmiş olsa hayat daha yaşanabilir olacağından, gerek ahlaki çöküntü, gerekse güvensizlik ortamı kendiliğinden yok olacaktır. Amaç insanlığa; sevgiyi, doğruyu dürüstlüğü ahlakı güvenli anlatmak ise öyle bir durumda bile neden güvensizlik ortamı oluşturmak gayesi ile çaba gösteriliyor. Zaten her konuda şeffaf bulunduğu takdirde aynı hedefe birlikte yürümek varken neden sadece kendi arzu ve heveslerini ön plana çıkarma eğilimine düşerler her işi ehline vermek doğru olan değil mi? Neden ehilsiz oldukları işlerde konularda kendilerini ön plana atma derdine düşerler, halbuki birlik beraberlik içinde birbirlerinin haklarına düşüncelerini riayet etmeleri bu kadar mı zordur? Başarı hep birlikte olduğu zaman başarıdır. Bu durum şuna benzer; araçta yolcular var, içlerinde her konuda donanımla şoför veya şoförler olduğu halde aracı sahiplenmiş birisi diyor ki ehliyet olmasa da, araç sürüş bilgim olmasa da bu vasıtayı yine ben yürüteceğim. Sizin değil benim dediğim istediğim doğrultuda, benim çizdiğim güzergahta yürümeye ve yürütmeye kararlıyım demektedir. Böyle bir davranış uygun bir hareket olmadığı gibi, ego tatmin etmekten öteye geçmez.
***
Evlat, her zaman işi ehline bırakmak iyidir. Kendi emel ve menfaatin için yolcuları uçuruma sürüklemek doğru bir karar değildir. İyi insanlar için kat’i kurallara ihtiyacı yoktur. Onların empati yetenekleri kuvvetlidir. Toplum olarak empati yeteneğimizi keşfetmeli ve geliştirmeliyiz. Ahlaki çöküntü ailede başlar. Sahip çıkılmadığı müddetçe bu durum toplumun geneline yayılır. Yazar Sabri abiye, ağzına sağlık nede güzel özetledin. Bu hasta halinle seni yorduk. Buradan çıkardığımız en güzel ders; sormadan sorgulamadan araştırmadan birbirimizi o kadar çabuk karalayıp kötü ilan etmememiz gerektiğidir. Her şeyden evvel empati yeteneğini düşünmeliyiz. Yargı önünde bile insanın suçu sabit kılınana kadar suçlu değil sadece şüphelidir.
***
Kıymetli okurlarım;
Bugünde bize ayrılan sayfanın sonuna geldik. “Mutluluklar sevgiler paylaşıldıkça çoğalır” paylaşmayı ihmal etmeyiniz. Kendi kurallarınızı dayatmak yerine empati kurmayı deneyiniz. Gelecek hafta görüşmek dileğiyle. Sürç-i lisan ettik ise affola. Hoşçakalın Telgraf’ta kalın
Yazışma adresimiz: kuzeyin.delisi1071@gmail.com
BU GURUR HEPİMİZİN