NEREDE O ESKİ ZAMANLAR

Sevgili okurlarım;

Sabri abi derinden ‘Ah evlat’ dedi ve ekledi. Sanki yüzünde yılların verdiği acı bir gülümseme, Hasret, özlem derin bir iç çekerek başladı anlatmaya; Bak evlat; bizim zamanımızda yokluk çoktu. ama bu kadar varlık gibi görünen şu zamandaki gibi de varlık içinde yokluk çekmiyorduk belki alım gücümüz belki teknolojimiz yeterli değildi. Lakin maneviyat olarak toktuk. ahlak vardı, saygı vardı, Sevgi vardı, paylaşım vardı, insanlar Büyüğünü küçüğünü ayrı bir severdi. bizim zamanımızda hastalıklar bu kadar artmamıştı. Her hastalandığımızda hastaneye koşmazdık. Hele bir yaşlı büyüğümüzü gördüğümüzde ona saygıda sevgide kusur etmezdik. Bizim bayramlarımız da bayramlıklarımız da bir başka olurdu dedi ve ekledi. Belki kıyafetlerimiz yamalıydı belki Şimdiki gibi sofralarda Binbir Çeşit ürün yoktu ama velakin onların eksikliği yokluğu bizi o kadar da üzmüyordu. çünkü biz sofralarımızda eksiklikten ziyade dostumuzun arkadaşımızın komşumuzun ahbaplarımızın eksikliği var ise ona üzülürdük biz bölüşmeyi de Merhameti de dostluğu da yardımlaşmayı da unuttuğumuz zaman uykularımız kaçardı.

*

Sabri abi: yine derin bir Ah çekerek ‘Bak evlat’ dedi ve sözlerine devam etti. Evlat derken bile dudaklarından çıkan o kelime günümüz insanının sözleriyle kıyas edildiğinde acaba karşımdakini kırar mıyım diye düşündüğünden veya yılların verdiği yaşanmışlıktan olsa gerek o kadar mütevazi o kadar sade Candan ve cana yakın hitap şekli vardı ki biz ağzından çıkacak diğer cümleleri duymak için sabırsızlanıyorduk Evlat: terazinin bir kefesine bizim zamanımızı bir kefesine şimdiki zamanı koyduğumuzda Ancak geçen yılların zamanın kıymetini o zaman anlarız bazen kendi kendime soruyorum. Acaba şimdiki zamanda Biz dünyaya gözümüzü açmış olsaydık şu anki yaşananların bir parçası da biz mi olurduk diye kendi kendime sorar dururum. Bir taraftan da Elimde bir sihirli güç olsa da insanlarımızı o eski bayramlara bir yolculuğa çıkarsam insanların sevgisini saygısını mutluluklarını neşelerini birbirine sıkı sıkıya kenetlendiklerini gösterebilsem dedi.

*

Sabri abi, derinden yine bir ah evlat nidalarıyla kükredi o ah çekişindeki derin duygu ve düşünce gözlerinden dökülmesine hakim olamadığı yaşlar damla damla şakaklarından süzülmeye başladı. Sabri abi yıllar yılı öncesine yolculuk yapmıştı. Gördüğün gibi evlat dedi ve ekledi; bizim zamanımızda Haneler cıvıl cıvıldı. Lakin şimdiki zamanda öyle mi bu adına huzurevi denilmiş etrafı duvarlarla çevrili huzurun hiçbir zaman olamayacağı her şey olsa da kuş tüyü yataklarda yatsan da sonuçta gece çöktüğü zaman dört duvar arasında kendi kendin ile yaşanmışlıklarınla baş başasın kaç bayram geçti hatırlamıyorum. Ne oğullardan Ne torunlardan haber var insanın da en çok böyle bir zamanda yalnız yapayalnız kalması verdiği emeklerin karşılığı olarak ödül gibi düşünülen yalnızlığa terk edilişi dedi ve sözleri boğazında düğümlendi.

*

Sevgili okurlarım;

Bizlerin de artık iki ellerimizi açıp başımızı iki Elimizin arasına koyup dünümüzü bu günümüzü yarınımızı iyice tartmamız gerekmektedir. Nasıl ki bir şirket sahibi firmanın muhasebesini yapıyor Ona göre yatırımlarını geleceğini işlerini düzenliyor ise; Bizler de kendimizi sorgulamalıyız büyüklerin küçüklerden küçüklerin de büyüklerden öğreneceği çok şeyler var hepsinden önemlisi sevgi var, saygı var, ahlak var.

*

Kıymetli okurlarım;

Sabri abi de isterdi çoluk çocuğu torunları gelinleriyle hep beraber güzel bir bayram geçirebilmeyi O da isterdi harca harca bitmeyen Emekli maaşından torunlarına gelinlerine veya kapıyı tıklatan Sabri Dede nice bayramlara diyen komşu çocuklarının sesleri eşliğinde elini cebine atıp onlara bayram harçlıkları verebilmeyi;

*

Sevgili okurlarım

Keşke demeden önce önceliklerimizi belirlemeliyiz hayat şartları zor geçim sıkıntısı var ve bu durum var olmaya da devam edecek gibi gözüküyor geçim sıkıntını düşünürken diğer taraftan da değerlerimizi örflerimizi adetlerimizi geçmişimizi unutup tarihin tozlu raflarına Öksüz bir şekilde bırakmamalıyız her daim terazi dengesini gözetmeliyiz. Geçmişimize de sahip çıkmalı geleceğimize de sahip çıkmalıyız. Geleceğimizi başkaları değil biz yönetmeli nesillerimize sahip çıkmalı Onların da yarın bizim yaşımıza geldiğinde ah o eski bayramlar demesine zemin hazırlamamalıyız

*

Kıymetli okurlarım;

Bir sonraki yazımızda buluşmak üzere diyorum sürç-i lisan ettik ise affola dilek istek ve şikayetlerinizi ekteki mail adresine yazmanız beni mutlu edecektir Her gününüz bir önceki gününüzden daha güzel geçsin hoşça kalın dostça kalın Telgraf’ta kalın.

Kuzeyin Delisi

kuzeyin.delisi1071@gmail.com